H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z

H
O
Ş
G
E
L
D
İ
N
İ
Z



MAGAZİN

HABER

SİNAMA

OTOMOBİL

TATİL

TEKNOLOJİ

SPOR



KADIN

MÜZİK

SAĞLIK

MODA

DİN

VİDEO

ÇOCUK



17/7/2007

Kazlıçeşme mitingine kaç kişi geldi

.

Başbakan Erdoğani Kanal24'te katılıdığı programda, dünkü Kazlıçeşme mitinginde kaç kişi olduğunu tahimn etti. Ayrıca Erdoğan, Baykal'ın ekran davetine de cevap verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı eleştirerek, ''(AK Parti altın dağıtıyor), bunu da kendine göre şamatayla anlatıyor. Sayın Baykal'ın kendini bir testten geçirmesi lazım. Akli testten geçirmesi lazım'' dedi. Erdoğan, Kanal 24 televizyonunda canlı yayınlanan ''Ankara Masası'' adlı programda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Sesinin kısık olmasını, katıldığı mitinglere bağlayan Erdoğan, şu ana kadar 44 ilde partisinin düzenlediği mitinglere katıldığını söyledi. Kendisinin katılamadığı mitingiler de yapıldığını ifade eden Erdoğan, 81 ilde miting hedeflediklerini anlattı. Sorular üzerine partisinin İstanbul Kazlıçeşme mitingini değerlendiren Erdoğan, katılanların miting alanına sığmadığını, mitinge 1 milyonu aşkın kişinin geldiğini belirtti.

Çağlayan meydanının, Kazlıçeşme'deki alanın 3'te biri civarında olduğunu ifade eden Erdoğan, Çağlayan meydanın, dal budak salan kısımlarını karıştırmadığını söyledi. ''1 milyon altın mı oluyor yani, 1 milyon altın yatıyor orada o zaman...'' denilmesi üzerine Erdoğan, ''Bunun hiç akılla, mantıkla izahı olur mu? Bugün 1 milyon altını dağıttığınızı düşünün. Bütün Türkiye'de bunun dağıtılacağını düşünün. 'Ak Parti altın dağıtıyor' bunu da kendine göre şamatayla anlatıyor. Sayın Baykal'ın kendini bir testten geçirmesi lazım. Akli testten geçirmesi lazım. 1 milyon sadece İstanbul'da altın dağıtıldı. Bari çeyrek mi, tam mı daha mı küçük bunu da söylesin'' diye konuştu.

Kendisinin, bir genel başkan, başbakan olarak gittiği yerde yanına getirdikleri bir sünnet çocuğuna takmak için arabada 3-5 küçük altın taşıdığını söyleyen Erdoğan, bu olmadığı zaman cebinden çıkarıp para taktığını anlattı. ''Sayın Baykal, AK Parti'nin bunu bir seçim stratejisi olarak kullandığını ifade ediyorsun. Bunu ispat edemezsen namertsin, bunu ispat etmekle mükellefsin'' dediğini anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti: ''Bu milleti bugüne kadar çok aldattınız ama bir daha aldatamayacaksınız. Gerçi Baykal gibi birisinin, Halk Partinin başında olmasından memnunum. Niye? Yeter ki böyle bir ana muhalefet lideri olsun. Çünkü oy kazanamaz, bu zat iktidar olamaz. Niye, milletin değerleriyle oynuyor, iftira atıyor. 'Ehlikeyf' dedim, çok rahatsız oldu. 'Ehlikeyf değilim, şöyleyim, böyleyim, çalışırım falan...' diyor. Çalış, kendini bu noktada ispat et. Ama şu altın meselesi, kanıma dokunan bir mesele. Çünkü ben milletimin iradesine altınla ipotek koyacak kadar kusura bakmasın alçalmam. Ama onun böyle bir şeyi varsa gitsin aynaya baksın. O beni enterese etmez.''

''ER MEYDANI ZEYTİNBURNU'DUR, KAZLIÇEŞME'DİR''

 CHP'nin, Erdoğan'ın televizyon programına çağrıldığı ''Er meydanı'' yazılı gazetelerdeki ilan ve reklamlarının hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları söyledi: ''Önce Sayın Baykal'ın er meydanının ne demek olduğunu öğrenmesi lazım. Zaten terminolojiyi birbirine karıştırıyor, bu ara iyice dağıttı. Uzlaşıyı dağıttı, uzlaşma nedir, ne değildir, bunun farkında değil. Cumhur, Cumhuriyet nedir farkında değil. Ona katılan bazı köşe yazarları da var. Cumhurdan tiksinenler var. Cumhurdan tiksinmek demek, halktan tiksinmek demek. Onlara dedim, 'Aç Türk Dil Kurumu lügatını, Milli Eğitim Bakanlığı lügatını bak, Cumhur, Cumhuriyet, Cumhurreisi nedir hepsini görürsün.' Ama bunların bilime de saygıları yok.''

''Er meydanı'' diyen Baykal'ın, er meydanının neresi olduğunu bilmediğini ifade eden Erdoğan, ''Er meydanı Zeytinburnu'dur, Kazlıçeşme'dir. Sayın Baykal, o meydana bir çık. Yapabiliyor mu? Buyur gel. Dün Sıhhiye'deydik, yapabiliyor mu? 'Biz Tandoğan'daydık' diyor. Hani Tandoğan, Çağlayan, İzmir parti mitingi değildi? CHP olarak miting yap buralarda niye yapamıyorsun? Siyasette er meydanı buralardır, televizyon değil. Televizyona ben seninle çıkmam. Niçin? Senin derdin meşruiyet sorunu.''

''Yani muhatap alınmak mı?'' sorusu üzerine Erdoğan, ''Tabi, derdi o. O kendine göre böyle bir minder kurabilir miyim onun gayreti içinde. Çünkü Mecliste görüyorum. Meclis'teki durumu görmek bana yetiyor zaten'' dedi.

CHP'nin, ''Erdoğan'ın terörle mücadeleye teslim olduğu'' şeklinde yer aldığı gazete ilanlarını da bir soru üzerine değerlendiren Erdoğan, ''Sayın Baykal kılavuzları karga olarak seçmiş. Kılavuzu karga olanın...'' dedi. Kılavuzun kim olduğunu söylemenin uygun düşmeyeceğini ifade eden Erdoğan, ''Ama eser ortada. Eser müessiriyle değer kazanır. Eğer müessiri, eseri ortaya koyan kaliteliyse, güçlüyse böyle yanlış şeyler ortaya koymaz'' diye konuştu.

Erdoğan, CHP'nin bugünkü gazetelerde, ''Tayyip Erdoğan'ın terör karşısında duruşu'' yazısı altında fotoğrafının kullanılmasının, siyasi ahlaka sığmayan bir reklam kampanyası olduğunu ifade etti. İki eli havada görülen söz konusu fotoğrafını, kimsenin, ''terör karşısında bir duruş'' olarak nitelendirmeyeceğini kaydeden Erdoğan, fotoğrafta halkı selamladığını, halkını selamlama anlayışı ve güven olduğunu belirtti. Erdoğan, ''Bu, terbiye dışı yaklaşım'' dedi.

''SİYASİ ETİK AÇISINDAN YANLIŞ''

 CHP Genel Başkanı Baykal'ın, koalisyon hükümetinde Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olduğu 1995 yılında, 1 yıldaki şehit sayısının 1158 olduğunu belirten Erdoğan, ''Şu anda şehit sayımız 71. Sayın Baykal, bu 71, 72 olsaydı, 700 olsaydı zil takıp oynayacak mıydı? Kaldı ki ben bir lider olarak, bırakın 71'i, şehidimin 1 kanını 550 milletvekiline değişmem'' diye konuştu.

Şehitliğin kutlu, kutsal bir makam olduğunu dile getiren Erdoğan, ''Sen kalkıyorsun, 'teröre teslim oldun' diyorsun. 1158 tane şehidimiz, senin Başbakan Yardımcısı olduğun dönemde olmuş, sen bunu ne çabuk unuttun yahu? Bu iktidar döneminin tamamını alsak, hepsinin sayısını çıkarmadım ama 300'ü falan geçmez. Bu bizim yüreğimizi yakıyor. Bu yıl ise şu anda bizim 71. Temenni ederiz ki olmasın...'' dedi.

Erdoğan, bugün ABD'nin bile terörle mücadelede nasıl bir acz içinde olduğunun görüldüğüne dikkati çekerek, ''Buradaki yaklaşım tarzları aynen Bahçeli gibi, 'acaba biz şehitler üzerinden, cenazeler üzerinden acaba oy devşirebilir miyiz?' Böyle bir yaklaşım. Bunu siyasi etik açısından çok yanlış buluyorum'' diye konuştu.

Deniz Baykal'ın, ''Ben bunu yaparım. Ben bunu çözerim'' şeklindeki söylemlerini de eleştiren Erdoğan, ''Arkadaş, seni gördük. Niye böyle kuru sıkı atıyorsun. Ben, 'Nasıl yardımcı olabilirim?' demesini beklerim. Bir ana muhalefet lideri, 'Ben nasıl yardımcı olabilirim, veya Sayın Başbakan bir randevu, acaba şöyle şöyle yapsak daha isabetli olmaz mı?' Yoksa kalkıp basına çeşitli açıklamalar... Dürüst, samimi açıklamalar değil. 'Bizim bir çalışmamız, önerimiz var' denilir. Biz, bu önerilere açığız'' şeklinde konuştu.

''BİZİM TEK ÇATIMIZ VAR...''

Doğu ve Güneydoğu'da en fazla miting yapan genel başkan olduğunun belirtilmesi ve ''Ben hayatımda Diyarbakır mitinginde o kadar Türk bayrağını ilk defa bir arada gördüm'' denilmesi üzerine Erdoğan, meydandan çok hava alanından itibaren İstasyon meydanına kadar, yollar ve evlerin balkonlarının bayraklarla dolu olduğunu anlattı.

Erdoğan, şöyle devam etti: ''Eskiden orada yaptığım mitinglerde bir korku vardı. Halkım hamdolsun o korkuyu atmış. Kendini ortaya koyabiliyor. Orada o meydanda 50-60 bin kişi İstasyon meydanındaydı. Tek bayrak, tek vatan, tek millet, tek devlet diyorsun. Bizi ayırmak isteyenlere karşı o duruşu orada sergiliyorsun. Bizim Kürt orijinli vatandaşlarımıza karşı kalkıp da farklı yaklaşımda bulunanları da bu noktada yadırgıyorum. Yanlış yapıyorlar. Orijinleriyle oynamanın anlamı yok, onlara saygı duyalım. Şu kökenden gelmiş, bu kökenden gelmiş, hepsine saygı duyarız. 'Bizim tek çatımız var, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır' dedim. Anayasal vatandaşlık noktasında biz aynı noktaya halkımızı getirebiliyorsak ki, ben buna üst kimlik diyorum. Bazıları bunu beğenmiyor, ister beğensinler, ister beğenmesinler... Benim inancım, anlayışım bu. Bunu başardığımız anda, o aidiyeti güçlendirdiğimiz anda... Neyle yapacağız bunu, eğitimle yapacağız.''

Özellikle Doğu ve Güneydoğu illerinde sosyo ekonomik yatırımlar noktasında 1. sıraya eğitimi koyduklarını anlatan Erdoğan, bu illerin tarihte almadıkları eğitim yatırımına kendi hükümetleri döneminde sahip olduklarını belirtti.

Bunun çocuklara, ''Devletim bana sahip çıktı'' anlayışını getirdiğini söyleyen Erdoğan, bölücü terör örgütünün o bölgelerde çocuklara, ''Sana devlet sahip çıkıyor mu, okulun, hastanen, suyun var mı?'' dediğini kaydetti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Hamd olsun şu anda çok çok iyi bir noktadayız, oran itibariyle (seçimlerde) öyle tahmin ediyorum ki, yüzde 40'ın üzerinde, yüzde 40'larda bir oranı yakalayacağız'' dedi.

Erdoğan, seçimin son haftasında yapılma ihtimali bulunduğu iddia edilen provokatif eylemler ve ortaya çıkan çete yapılaşmalarıyla ilgili sorular üzerine, bu konularda polisten, jandarmaya kadar tüm güvenlik güçlerinin gerekli tedbirleri aldığını bildirdi.

Erdoğan, İstanbul'da, Ankara'da artık mafyanın konuşulmadığını, çökertildiğini belirterek, çetelerin tek tek ortaya çıkarılmaya başladığını, birçok organizasyonun içinde bu çetelerin parmağı olduğunun da ortaya çıkmaya başladığını anlattı. Çeteleri çökerttiklerini ve çökertmeye devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, yeni bilgi, belge olduğu takdirde bunları da hızla yargıya intikal ettireceklerini ifade etti.

Eskiden televizyonlarda, ''sanki mafya dizileri izler gibi haberler'' olduğunu söyleyen Erdoğan, ''Artık bunları unuttuk, böyle bir şey yok'' dedi. Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: ''Bu çetelerin içinde siyasetçisinden, polisinden, askerinden var. Ama daha çok emekli olan kesimlerden, bunların içinde olanlar çıkıyor. Buralarda himaye görüyorlar, bu himayeyi gördükleri için de maalesef bunlar oluyor. Yargının içinden aynı şekilde var. Bunları görüyoruz. 'Şu kurumdan yok' diyemeyiz. Maalesef bu kirlilik, her yere bulaşmış. Onun için de biz adeta bir temiz eller operasyonu gibi bu tür bir operasyon içinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Nereye kadar gidersek gidelim, bu işi başaralım. Onun için de yasama, yürütme, yargı organlarımız, siyasi partiler dayanışma içinde bunları çökertmemiz lazım.'' ''Bunlarla dönemin siyasetçilerinin ilişkileriyle ilgili de bilgiler vardır'' denilmesi üzerine de Erdoğan, ''Buna benzer bilgiler maalesef var'' diye konuştu.

''HEDEF YÜZDE 34.4'ÜN ÜZERİNDE''

 Baykal'ın, ''Seçimi kaybedersem Rodos'a yüzerim'', DP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın, ''Kaybedersem Edirne'den Hakkari'ye yürüyeceğim'' şeklindeki sözlerinin hatırlatılması ve ''Siz seçimi kaybederseniz ne yaparsınız?'' sorusu üzerine Erdoğan, partilerinin tüzüğüne göre, bir genel başkanın 5 dönem genel başkanlık yapabildiğini, 3 dönem arka arkaya milletvekili seçilebileceğini kaydetti.

3 Kasım seçimlerinde 34.4 oy aldıklarını anımsatan Erdoğan, ''Şu andaki hedefimiz, 34.4'ün üzerinde oy almaktır'' dedi. ''Milletvekili sayınız düşerse'' diyenlerin hedef saptırdıklarını söyleyen Erdoğan, seçimin ölçüsünün, milletvekili sayısı değil, alınan oy olduğunu belirtti.

Milletvekili sayısının sistemden kaynaklandığını, partinin büyümeye devam edip etmemesinin alınan oy oranıyla bağlantılı olduğunu kaydeden Erdoğan, oy sayısını değil, oy oranını önemsediğini belirtti. Erdoğan, ''Biz, yüzde 34.4 aldık, bu seçimde kesinlikle onun üzerinde olmamız lazım. Onun üzerinde olmaması halinde, arkadaşlarımızla oturur, değerlendirmemizi yaparım. O değerlendirmeden sonra durumu çek ederim. İstifa ederim, bırakırım, bunu söylemiyorum. Benim partimin böyle bir sorunu yok'' diye konuştu.

Partisiyle oturup, partisiyle kalktığını, tatili olmadığını anlatan Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, ''Hafta sonlarında özel arabamla dolaşıyorum'' şeklindeki sözlerini de eleştirdi.

Erdoğan, ''Beyefendi, sen hafta sonlarında özel işlerine gidiyorsun. Benim hafta sonum, özel işim yok ki. Benim her anım devlet, ülke için... Ben senede 1 hafta bile çoluk çocuğumla tatil fırsatı bulamıyorum. Zemin hazırlasak bile medya bizi rahat bırakmıyor'' şeklinde konuştu.

''YÜZDE 40...''

 Ak Parti'nin durumuyla ilgili, ayrı ayrı kurumlara, her ay birer ikişer, üç ayda bir de üçlü bir kamuoyu araştırması yaptırdıklarını ve bunların birbirleriyle çaprazlama kontrolünü sağladıklarını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Hamd olsun şu anda çok çok iyi bir noktadayız, oran itibariyle öyle tahmin ediyorum ki, yüzde 40'ın üzerinde, yüzde 40'larda bir oranı yakalayacağız. Milletvekili sayısı olarak hesaplarını yatırdım, ama açıklamam doğru olmaz. İki partili bir parlamentoda biz çok güçlü geliyoruz. 367'yi falan tanımayız ondan sonra onu söyleyeyim. Ama 3 partili olması halinde de yine kesinlikle 300'ün üzerinde. Dolayısıyla bizim burada ne yüzmeye, ne yürümeye niyetimiz yok. Yüzecek, yürüyecek olanlara da diyorum ki, zaman kaybetmeyin, şimdiden yüzmeye, yürümeye başlayın. Çünkü daha sonra o mesafeyi kat etmekte zorlanırsınız.''

Geçen seçimlerde, Bahçeli'nin, eski DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ve eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz'ın, ''bıraktım'' dediklerini anımsatan Erdoğan, ''Tansu hanım 'bıraktım' dedi bıraktı. Yılmaz 'bıraktım' dedi, geldi bağımsız aday oldu'' dedi.

''YILMAZ, ÇIKAR, ÇIKMAZ, BENİ İLGİLENDİRMEZ''

 Mesut Yılmaz'ın milletvekili adaylığını da eleştiren Erdoğan, şöyle devam etti: ''Bu ülkede, Anavatan Partisi'nin kuruluşuyla beraber, yılar yılı bakanlık, başbakanlık yapacaksın, bir partinin genel başkanı konumunda olacaksın. Ondan sonra aldığın noktadan devamlı geri, geri, yüzde 4'lere getireceksin, bırakacaksın. Bıraktıktan sonra tekrar dönmek isteyeceksin, seni partine kabul etmeyecekler. Sonra birleştirme operasyonları içinde adın geçecek. O da olmayınca, diyeceksin ki 'Burası ana vatanımdır, Rize'den bağımsız aday olacağım.' Çıkar veya çıkmaz, beni o ilgilendirmiyor.''

Rize'nin, kendi değil, anne babasının doğum yeri olduğunu belirten Erdoğan, Rize ile ilgili çok ciddi hassasiyeti bulunduğunu, babasının çocukluğunda her yaz tatilini geçirmek üzere memleketine götürdüğünü anlattı.

Bu geleneği korumak için kardeşler olarak köylerinde ev yaptırdıklarını ve fırsat buldukça bu evde kaldıklarını ifade eden Erdoğan, burada Mesut Yılmaz'ın adaylığına yeniden değinerek, ''Sayın Yılmaz'ın şu andaki adaylığı, özellikle bu noktadan zirve yapıp, düşüş ve bağımsız aday oluşu... Madem çıkacaksın, kur bir parti çık ortaya...'' dedi.

Bahçeli'nin de ''bıraktım'' dedikten 9 ay sonra ''İstediler, geldim'' dediğini belirten Erdoğan, ''Nasıl inanacaksınız, akşam yat başka, sabah kalk başka. Ama Tayyip Erdoğan'ı iyi takip edin, böyle bir kararı verdiği anda...'' dedi. Erdoğan gazetecilerin ''Rize'ye mi gider?'' diyerek araya girmeleri üzerine, ''İstanbul, benim ondan sonraki sürecim...Rize'de de daha fazla kalırım. Ama Burada (İstanbul) doğdum, burada büyüdüm. 4.5 yıl Belediye Başkanlığım var...Rize'yi de çok seviyorum. İstanbul'u da şüphesiz ki'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''(Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile) protokol falan yok, hepsi külliyen yalan'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Kanal 24 televizyonunda canlı olarak yayımlanan ''Ankara Masası'' adlı programda, şu an görevde olan siyasi liderlerin hiç birisinin siyasetin alt kademelerinden gelmediğini, kendisinin ise ilçe gençlik kolları ile başladığı siyasi serüveninde, basamakları hızla tırmandığını ifade etti. Görev aldığı partide İstanbul İl Başkanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığını anımsatan Erdoğan, bu süreçlerin kendisi için büyük bir sınav olduğunu söyledi.

Erdoğan, ''Bir çok badireler ardından, başbakanlık imkanını Allah lütfetti, burada da çok başarılı olduğumuza inanıyorum, ekibimiz geceli gündüzlü çalışıyor'' diye konuştu. Başarı çıtasının daha da yükselmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, ''Yüzde 34,4 ün üzerinde bir oyla geleceğiz'' dedi. ''Benim ülkemin halkı hizmete oy verecek, kimliğe bağlı kalmayacak, AK Parti 81 ilin hangisinde ayrım yapmış? Eğitim, sağlık, ulaşım, toplu konutta... Sadece Tunceli'de deprem sonrası adeta villa türü konut yaptık, karda kışta çalıştık'' diye konuşan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı eleştirerek, ''(Pertek köprüsünü ben yaptıracağım) diyor. Biz başladık, bu yıl bitecek. Dürüst davranmıyor'' dedi.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİM SÜRECİ

 Başbakan Erdoğan, bir soru üzerine, cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin partisine yaradığını ifade etti. Halkın olanları ilgiyle izlediğini anlatan Erdoğan, ''Vatandaş bakıyor Anayasa aynı, Özal, Demirel, Sezer bu anayasa ile seçildi ve sayın Gül daha çok oy aldığı halde niçin gelemiyor diye düşünüyor'' şeklinde konuştu.

Baykal'ın ''Yanlış bir yola girdiğini'' savunan Erdoğan, ''Yargı süreci içerisinde sayın Baykal, Anayasa Mahkemesi'ni tehdit ediyor; 'İtirazımız istikametinde bir karar çıkmazsa Türkiye'de çatışma çıkar' diyor. Bu nasıl olur. Bunun aslında cezai müeyyidesi var. Konuşamazsınız, böyle bir şey söyleyemezsiniz'' dedi. Erdoğan, ''Bunu siz söyleseydiniz ne olurdu?'' sorusuna ise ''Biz, söyleseydik başka şeyler olurdu'' karşılığını verdi.

''DİK DURACAĞIZ, AMA DİKLEŞMEYECEĞİZ''

 Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanlığı sitesinde 27 Nisan'da yer alan açıklamanın hatırlatılması üzerine, ''Bizim siyasetteki stratejimiz; dik duracağız, ama dikleşmeyeceğiz. Çünkü ülkemize zarar verir'' dedi. Erdoğan, ''Anayasa'da taşların yerleri belli. O halde biz Anayasa'da belirlendiği gibi taşları yerine oturtalım, kimse kendine farklı rol biçmesin. Durumdan vazife çıkarma alışkanlıkları geçmişten bugüne devam ederse bundan Türkiye ve Türk milleti zarar görür'' şeklinde konuştu. Borsanın 52 bin endeksini geçtiğini anımsatan Erdoğan, ''Biz geldiğimizde 10-12 bin seviyesindeydi. Türkiye sıkıntılı anları yaşamasaydı, 60 bini geçerdi'' dedi.

''Türkiye'nin Avrupa'daki karizması çizildi mi?'' sorusuna ise Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin karizmasını Avrupa'dan değil, Türkiye'den alacağını belirtti ve ''Ancak imajımız biraz zedelenmiş olabilir'' dedi.

Erdoğan, ''Askerle kavgalı mısınız?'' sorusunu ''Neden kavgalı olayım ki?'' diye yanıtladı. Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, kendileri ile devletin kurumları arasında kavga olduğunu iddia ettiklerini ifade eden Erdoğan, devletin kurumlarını temsil edenlerle anlaşma içerisinde olduklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde ise demokrasinin zedelendiğine işaret eden Erdoğan, ''Orada Baykal, demokrasiye bizzat kendisi kurşun sıkmıştır'' görüşünü savundu. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Sayın Baykal, 'Erdoğan aday olmayacağını açıklasın ben onunla beraber dolaşarak (karşı değilim) diyeceğim' demedi mi? Ben aday olmadığımı açıkladığım anda ve bütün çalışmalarımızdan sonra bizim adayımızın sayın Abdullah Gül olduğu açıklandıktan sonra ve Sayın Gül hepsini ziyarete etti... Niçin o zaman kalkıp da Sayın Gül'e akla hayale gelmez hakaretler sallamaya başladılar? Neden? Anayasa'da sayılan niteliklere uygun değil miydi? Türkiye'de devlette, devlet bakanlığından tutunuz Avrupa Konseyi'nde, Avrupa Parlamentosu'nda bu kadar görev yapmış, Başbakanlık yapmış, Başbakanlık Yardımcılığı görevinde şu anda. Dünyadaki liderlerin bir çoğunu tanıyor, başbakanlar, dışişleri bakanları bir çoğunu tanıyor ve şu ana kadar gelenler içerisinde belki de en çok avantajlı olanlardan birisi de belki de Sayın Gül olacaktı. Çünkü böyle bir zorluğu olmayacaktı, gittiği ülkelerde. Niçin bunun önü kesildi, neden? Bunu net açıklayamıyorlar.''

ERDOĞAN-ORGENERAL BÜYÜKANIT GÖRÜŞMESİ

Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile yaptığı görüşmenin kamuoyunda ''Dolmabahçe Protokolü'' olarak adlandırıldığının anımsatılması üzerine böyle bir protokolün olmadığını söyledi. ''Sayın Genelkurmay Başkanımızla oturup, konuşup, dertleştik ve ülke meselelerini değerlendirdik'' diyen Erdoğan, Orgeneral Büyükanıt ile sadece fiziksel olarak değil, telefonla da görüştüğünü kaydetti.

Erdoğan, ''Baykal çıkmış, kendisine göre değerlendiriyor. Bizim görüşmemizde devletin adabı içerisinde açıklanmayacak bir şeyi nasıl açıklarım. Protokol falan yok, hepsi külliyen yalan'' dedi. ''Baykal acaba nasıl kurumları birbirine düşürebilirim derdinde, aynı şeyi Bahçeli de yapıyor'' diye konuşan Erdoğan, ''CHP ve MHP bir söylem birliği içinde bu işi götürüyorlar'' görüşünü dile getirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda, Sayın Gül'ün ismi hala masada mı?'' sorusuna, ''Tabii kesinlikle. Ama irade onun'' yanıtını verdi. Erdoğan, Kanal 24 televizyonunda canlı yayınlanan ''Ankara Masası'' adlı programda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Yabancılara taşınmaz satışlarına değinen Erdoğan, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün resmi rakamlarına dayanarak, iktidarları döneminde ve kendilerinden önce gerçekleşen satışlarla ilgili bilgi verdi. Erdoğan,yabancıya mülk satışının kendi dönemlerinde başlamadığını söyledi. Kendilerinden önceki hükümet döneminde, 1999'da satılan bin 665 taşınmazın 2 bin 244 dönümlük, 2000'de satılan bin 638 taşınmazın 2 bin 743 dönümlük, 2001'de satılan bin 910 taşınmazın bin 31 dönümlük, 2002'de satılan 2 bin 831 taşınmazın bin 730 dönümlük alanı kapsadığını anlatan Erdoğan, bu satışların mütekabiliyet esasına göre yapıldığını hatırlattı.

''Alman, İngiliz, Hollandalı burada yer alabilir. Neden? Çünkü aynı şekilde biz de onların ülkesinde yer alabiliyoruz. Ama eğer onların ülkesinde yer alamamış olsaydık, biz de onlara yer vermezdik'' diyen Erdoğan, kendi dönemlerinde taşınmaz satışlarında görülen artışın nedeninin, istikrar olduğunu vurguladı. Erdoğan, 2003'te satılan 3 bin 887 taşınmazın 2 bin 38 dönümlük, 2004'te satılan 8 bin 808 taşınmazın ise 4 bin 655 dönümlük alana karşılık geldiğini belirterek, bu dönemde yapılan satışların daha çok daire ve villa türü satışlar olduğuna işaret etti. ''Bunu 'Türkiye satılıyor', 'GAP satılıyor' haline getirdiler. GAP'ta bizim şu ana kadar satılmış bir metre kare yerimiz yoktur. Hepsi yalan'' diyen Başbakan Erdoğan, bölgede İsraillilerin toprak ve taşınmaz satın aldığına dair haberlerin hatırlatılması üzerine de ''Yalan. Böyle bir şey yok'' dedi.

PETKİM'İN ÖZELLEŞTİRİLMESİ

PETKİM'in özelleştirilmesi sürecine de değinen Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ''Bunu nasıl AK Parti üzerinde bir gölge haline getiririz?'' diye düşündüklerini ifade etti. Erdoğan, ''Bunu peşkeş olarak değerlendiriyorlar. Çok ayıp. Kaldı ki, eğer bugün PETKİM satılmazsa yarın ne olacağı belli mi? Yarın belki Türkiye'de ikinci bir petrokimya tesisi kurulacak. Belki üçüncüsü, dördüncüsü kurulacak. Türkiye devamlı değişiyor'' diye konuştu.

SEKA'nın satış sürecini de hatırlatan Başbakan Erdoğan, kağıt sanayinde özel sektör olmadığı dönemde, SEKA'nın büyük öneme sahip olduğunu, ancak medya kendi sektörünü oluşturmaya başladıktan sonra SEKA'nın zarar ettiğini söyledi. İktidara geldikleri dönemde SEKA'nın 658 milyon dolar yıllık zararı olduğunu dile getiren Erdoğan, karar verdiklerini ve SEKA'yı kapattıkları söyledi.

SEKA arazisinin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne devredildiğini ve yeşil alan haline getirildiğini söyleyen Erdoğan, ''Bu mu Türkiye'ye hizmet, bu mu Türkiye'de milliyetçilik, yoksa affedersiniz, bu tür geniş ufuklu bakışı engellemek mi?'' diye sordu. Sabiha Gökçen Havalimanıyla ilgili ihaleye de değinen Başbakan Erdoğan, göreve geldiklerinde havalimanının kapalı ve zarar eder konumda olduğunu belirterek, ''Geldik, ele aldık, başladık çalıştırmaya. Yavaş yavaş para kazanmaya başladı ve maliyeti 750 milyon dolardır. Bugün yaklaşık dolar bazında 4 milyar dolara gitti, 250 milyon dolarlık da yatırım yapacak alan firma oraya'' dedi.

İRAN DOĞAL GAZ ANLAŞMASI

 İran ile yapılan doğal gaz anlaşmasıyla ilgili değerlendirmesi de sorulan Başbakan Erdoğan, bunun yeni bir çalışma olmadığını, uzun bir çalışmadan sonra özellikle Avrupa hattına yönelik böyle bir adım atıldığını belirtti. Bu adımla beraber Türkmenistan, İran ve Türkiye'nin bir üçlü oluşturduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, anlaşmayla Türkiye'nin hem Türkmenistan'daki hem İran'daki gazı alıp sevk edebileceğini söyledi.

Erdoğan, ''Rusya, ABD nasıl ki, kendi kararını kendisi veriyorsa, Türkiye de kendi kararını kendisi verecektir. Bu noktada, 'Şu ne der, bu ne der' bizi ilgilendirmiyor. Bizim buna ihtiyacımız var. Ülkemizin ekonomisiyle ilgili güçlü bir ekonomide adımlarımızı kendimiz atacağız. Kararımızı kendimiz vereceğiz, biz kendi göbeğimizi kendimiz keseriz, birilerine kestirmeyiz'' diye konuştu. Bütün partilere gönül veren, tüm vatandaşları 22 Temmuz'da sandık başına çağıran Erdoğan, ''22 Temmuz bir istikrar kararını vermek yahut bir bilinmeze gitmek olabilir. Daha güçlü bir kararı vermek üzere tüm vatandaşlarımın sandığa gitmesini özellikle istirham ediyorum'' dedi.

Erdoğan, ''muhalefetin kendisine karne verdiğini, kendisinin de muhalefete verecek bir karnesinin olup olmadığı'' yönündeki soru üzerine, muhalefetin karnesinde başarılı bir kalemin olmadığını savundu.

Erdoğan, şunları kaydetti: ''Muhalefet partilerinin şu ana kadar çıkarılabilecek bir karnesi yok, çünkü yaptıkları bir icraat yok. Sadece olsa olsa Sayın Bahçeli'nin bir karnesi olabilir, hep zayıflarla dolu baştan aşağıya, orada yolsuzluk var, orada yoksunluklar var, orada Türkiye'nin çöküşü var. Sayın Baykal'ın çok eski tarihlere dayalı karneleri var. Bunların bir tanesi Dışişleri Bakanlığı dönemi; Felaket dönemi. O döneme ait mesela iç borç ne durumda onları size verebilirim. Onun karnesinin ne halde olduğunu görün. Yine aynı dönemde enflasyonun ne noktada olduğunu görün ve karnesinin ne olduğunu vatandaşlarım anlasın, o bakımdan çok önemli. Bunun dışında Enerji Bakanı olduğu dönem var. O dönem ki karnesi, 70'li yıllar, o zaten bambaşka bir felaket ve 'şunu biz başardık' diyebilecekleri karnelerinde bir başarılı kalemleri yok.'' Bugün bazı gazetelerde, ''Tayyip'in Karnesi'' başlığı ile ilan yer aldığının anımsatılması üzerine de Erdoğan, ''İlanın tamamıyla yalan ve hayali rakamlarla dolu olduğunu'' ifade etti.

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Son 6 ayda 71 şehit diyor. Beyefendinin başbakan yardımcısı olduğu dönemde yani 1995'de şehit sayısı 1158. Bir insan kalkar da şehidimizin sayısını örnek vermek suretiyle bunu bir kıyas haline getirebilir mi? Çok çirkin bir şey. Bir defa bunu bir siyasi ilanın içerisine koymak, bunun üzerinden bir rant bir oy devşirme gayreti içerisine girmek, siyasi ahlak noktasından, bir defa çok çirkin. Bunu özellikle milletime duyurmak istiyorum ve bundan dolayı da kendisini ciddi manada kınıyorum. Yazıklar olsun''

''BAHÇELİ, CHP BORÇLANDI, BİZ ÖDÜYORUZ''

 İlanda yer alan ekonomik bilgilerin de gerçekleri yansıtmadığına işaret eden Erdoğan, yazılanların aksine Türkiye'nin 407 milyar dolar dış borcu olmadığını bildirdi. Kamu net borç stokunun 2006 sonu itibarıyla 183 milyar dolar olduğunu belirten Erdoğan, göreve geldiklerinde borcun milli gelire oranının yüzde 78.4, bugün ise yüzde 45 olduğunu anlattı.

Bugün ABD'nin net dış borç stokunun 9 trilyon dolar, Japonya'nın 6 trilyon dolar olduğunu anlatan Erdoğan, göreve geldiklerinde 180 milyar dolar olan milli gelirin bugün 400 milyar dolara ulaştığını bildirdi. Göreve geldiklerinde IMF'ye olan borcun 23.5 milyar dolar olduğunu anımsatan Erdoğan, bugün bu borcun 8.5 milyar dolara gerilediğini hatırlattı.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bahçeli borçlandı biz ödüyoruz, CHP borçlandı biz ödüyoruz. IMF'ye giriş 1959, 18 stand-by anlaşması yapılmış, 19'uncusunu yaptık. 17 ve 18'i Bahçeli'nin içinde olduğu hükümet yaptı ve en çok borçlanan hükümet Bahçeli'nin olduğu hükümettir. 33 milyar dolar borç almışlardır. O mektubu size okusam şaşırırsınız. IMF'den borç talebinde bulunuyorlar, diyorlar ki 'Bize şu kadar borç verirseniz size çok minnettar kalırız' diyor. Altında rahmetli Ecevit ve Bahçeli ile Yılmaz'ın imzası var. Sonra alınan paralarla o aldıkları borcu da onunla ödeme yoluna gitmek suretiyle bize 23.5 milyar dolar bıraktılar.'' Deniz Baykal'ın, gazetelere ilan olarak verdiği rakamların resmi rakamlar olmadığını yineleyen Erdoğan, ''Dürüst olmak lazım. Bu insanla mı çıkıp televizyona konuşacaksın?'' dedi.

İlandaki reel faiz oranının da gerçeği yansıtmadığını söyleyen Erdoğan, ''Söz konusu yüzde 19.5 rakamını nereden bakarsan yalan'' diye konuştu. ''Türkiye'de satılan mazotun, Avrupa'nın en pahalısı olduğu'' yönünde iddialar bulunduğunu anımsatan Erdoğan, ''Baykal, (Biz mazotta ÖTV'yi kaldıracağız) diyor. Sayın Baykal, Enerji Bakanlığı yaptığın dönemde bırak fiyatını düşürmeyi, bulup da satamadın'' diye konuştu. Türkiye'nin petrol kuyuları olmadığını, dolayısıyla icraatların vergi gelirleriyle yapılabileceğini söyleyen Erdoğan, gemilere, balıkçı motorlarına ve İstanbul'daki deniz otobüslerine mazotu ÖTV'siz verdiklerini belirtti. CHP'nin ilanlarında, elektrik konusunda da ''yalan'' söylendiğini savunan Erdoğan, Türkiye'de konuta satılan elektriğin, AB ülkelerinden daha düşük olduğunu kaydetti. Erdoğan, ''Çıkarsınlar, açıklasınlar. Mazotta 2003'ten 2007'ye kadar yaptığımız sübvansiyon 1 katrilyon 534 trilyondur'' dedi.

17/7/2007

Çağlayan'da muhteşem miting

.

Çağlayan’da muhteşem miting

- Lüzumsuz ampul söndürülecek, işbirlikçisi CHP’nin defteri dürülecek, 23 Temmuz sabahı Saadet güneşi parlayacak
Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Türkiye turuna devam ediyor. Saadet Partisi’nin Çağlayan Meydanı’nda düzenlediği ve 100 binlerce İstanbullunun meydanı tıklım tıklım doldurduğu Millî Kurtuluş Harekâtı Mitingi’nde önemli açıklamalarda bulundu.
- Siyonist düzenin kurmuş olduğu düzen ile dünyayı sömürmekte olduğuna dikkat çeken Erbakan, AKP’nin de IMF politikalarını uygulayarak bu Siyonist düzene hizmet ettiğini hatırlattı. Erbakan, bu düzenin ancak yeni bir dünya kurulması ile tersine çevrilebileceğine işaret etti.
- Erbakan, “Seçime 16 parti değil iki parti giriyor. Millî Görüş ve diğerleri. Diğer partilerin hepsi aynı. Saadet dışında hepsi işbirlikçi, IMF’ci. Seçim meydanlarında bazı uçuk vaatler veriliyor. Sen bunları yapamazsın. IMF yaptırmaz. Bunlar ancak Millî Görüş’le olur” dedi.
- “Millete sesleniyoruz: Harakiri yapma!” diyen Erbakan, “AKP’yi iktidardan devirin. Çünkü bu borç ve faiz sistemi artık daha fazla devam edemez. Cari açık dayanılmaz boyutlara varmıştır. AKP, artık satacağı hiçbir şeyi kalmadığı için iflas etmiştir” şeklinde konuştu.
Kutan: Fakirden alıp rantiyeye verdiler
- Saadet Lideri Kutan, “AKP iktidarında tam 200 milyar dolar fazladan borç yapıldı. Nereye gitti bu para? Çiftçiye mi, işçiye mi, emekliye mi, memura mı? Hayır. Peki yatırım mı yaptılar? Hayır. O zaman nereye gitti? Nereye gidecek, faizciye gitti. Bunlar zengini daha zengin, fakiri daha fakir yaptı” diye konuştu.
S.ÇALIŞKAN - M.CANBEY - A. CURA - Ş. KALAFAT -  M. BAYDEMİR - A. AÇIKAY - E. ÇALKILIÇ - C. ARPACIK - A. ÖZGÜÇ - İSTANBUL
Saadet Partisi’nin tüm Türkiye’de sürdürdüğü Millî Kurtuluş Harekâtı Mitingleri’nin İstanbul ayağı Çağlayan Meydanı’nda gerçekleştirildi.
Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Türkiye turuna devam ediyor. 22 Temmuz seçimlerinin Çanakkale Savaşı’ndan daha önemli olduğunu vurgulayan Erbakan, ABD ve zalimlerle işbirliği yapanları 'gafiller' diye niteleyerek, Kazlıçeşme'ye 'Narkoz Meydanı' benzetmesi yaptı.
Siyonist düzenin kurmuş olduğu düzen ile dünyayı sömürmekte olduğuna dikkat çeken Erbakan, AKP’nin de IMF politikalarını uygulayarak bu Siyonist düzene hizmet ettiğini hatırlattı. Bu düzenin ancak yeni bir dünya kurulması ile tersine çevrilebileceğine işaret eden Erbakan, bunun da Millî Görüş ile mümkün olduğunu söyledi.
Yüzbinler Çağlayan’a aktı
Çok yoğun bir katılımın yaşandığı miting öncesinde İstanbul milletvekili adayları halkı selamladı. IGMG Avrupa Millî Görüş Teşkilatı’ndan da mitinge temsilciler katılırken, Yemen’den gelen bir heyet de mitingi izledi. Büyük bir sevinç seli içinde meydana gelen Millî Görüş Lideri ve 54. Hükümet Başbakanı Prof. Dr. Erbakan ile Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan’dan önce söz alan ve mitingin açılış konuşmasını yapan İl Başkanı Sadrettin Karaduman, mitinge katılım gösterenlere teşekkür etti. İnançlı bir kalabalığın bu meydanı doldurduğunu işaret eden Karaduman, inançlı ilerleyiş sonucunda Millî Görüş’ün iktidar olduğunu hatırlatarak, “Bu zamanlarda ezilenler bayram etti. Irkçı emperyalistler boş durmadı ve karanlık senaryolarını ortaya koydu. Milletçe büyük acılar çektik ama baktık ki sensiz olmuyor. Bugün bu inancı yine ortaya koyuyorsunuz. Bu meydan iktidarı müjdeliyor” dedi.
Türkiye turuna devam eden Millî Görüş Lideri ve 54’üncü Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 22 Temmuz seçimlerinin iyi ya da kötü yönetilmek için değil, var olma ya da yok olma seçimi olduğunu belirterek, bu seçimlerin Çanakkale Savaşı’ndan daha önemli olduğunu, çünkü seçimler sonrasında işbirlikçilerin tekrar iktidar olması halinde Türkiye’nin bağımsızlığını tamamen kaybetme riski bulunduğunu dile getirdi. Dünyanın Hakk ve batılın mücadelesi üzerine kurulduğunu söyleyen Erbakan, “Allah insana doğru ile yanlışı yani Hakk ile batılı ayırma imkânı vermiştir. İnsan bu irade-i cüziye ile meleklerden de üstün varlıklar konumundadır. Bu konumu da iyi ve doğruya hizmet ederek kazanabilir” diye konuştu. Batılın da tek millet olduğunu hatırlatan Erbakan, “Doğru teşhis olmadan tedavi olmaz. İslam medeniyeti 11 asır boyunca dünyanın saadeti için çalışmıştır. Ancak dünyamız maalesef şimdilerde bir ifsat düzeni içine sürüklenmiştir. Bizler bu şanlı ecdadın evlatları olarak ırkçı emperyalizme karşı saadet dünyasını yeniden kurmalıyız. Bunun için de tüm Türkiye’yi dolaşarak milletimize bu gerçekleri anlatıyoruz” dedi.
Siyonizmin planı
Siyonizmin dünyaya hâkim olmak için uğraş verdiğini dile getiren Erbakan, “Bu Siyonist düşünce kendisini esas kul olarak görürken, diğer insanları ise kendisine köle olarak yaratılan kişiler şeklinde idrak eder. Binlerce yıl önce yazılan Kabala adlı bir sihir kitabından beslenen bu düşünce, daha sonra Tevrat’ın içine eklenmek sureti ile Tevrat bozulmuştur. Bu inanca göre, Fırat ile Nil nehirleri vaat edilmiş topraklardır. Bu topraklar üzerinde kurulması planlanılan Büyük İsrail Devleti’nin güvenliğinin sağlanması için de Fas’tan Endonezya’ya kadar bütün ülkelerin bağımsız olmasının engellenmesi planlanmaktadır” şeklinde konuştu. Siyonistlerin Büyük Süleyman Mabedi’ni yeniden inşa etmeyi planladıklarını da hatırlatan Erbakan, “Bu mabedin yapımından sonra ise Ben-i İsrail’in tahtına Mesih’in gelerek oturacağına inanmakta olan bu inanç, 5767 yıldır bu olayların gerçekleşmesini bekleyerek planlar yapmaktadır. Bu plan Siyonistlerin inancı olduğu için pazarlığı olmaz” ifadelerini kullandı.
İşte inanç farkı
“Bizim ecdadımızın zihniyeti her zaman doğrudur” diyen Erbakan, “Batıl demek; ‘Her zaman yanlış olanı seç’ demektir Kumanda edeni de Siyonizm’dir. Biz Müslümanız, bizim inancımızın temeli 6 tane esasa dayanır. “Amentü Billahi’de okuduğumuz gibi. Biz Allaha inanıyoruz, meleklerine inanıyoruz, kitaplarına inanıyoruz, peygamberlerine inanıyoruz, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanıyoruz, öldükten sonra dirileceğimize, hesap gününe inanıyoruz. Yedi şey saydım, ama 6 şeye inanıyoruz dedim. Neden? Çünkü öldükten sonra dirilmek, hesap günü ve ahirete iman demektir. “Ahirete iman, imanın en önemli kısmı olduğu için oraya çift dikiş atıyoruz. Saydığımız 6 şey, Amentümüz, yani inancımızdır. Peki, “Siyonizm nedir? Nasıl bir inanç ve nasıl bir zihniyettir?” Onlar, her ne kadar, “Biz Musa’ya (a.s.) tabiyiz, Tevrat’a tabiyiz” diyorlarsa da, Musa Aleyhisselam ile de Tevrat’ ile de alakaları yoktur. Musa Aleyhisselam İslam Peygamberidir, O’na gönderilen Tevrat, Hak kitaptır. Aynen bizim amentümüzü söylüyordu o Tevrat. Ama onlar (Siyonistler) bu Tevrat’ın içini boşalttılar, 5767 sene evvel, Mısır’da Firavunlar zamanında yaşayan “Kabala” adlı bir adamın sihir kitabı içinde ne varsa, ondan alıp Tevrat diye yazdılar, hurafeleri doldurdular. O kadar ki, bugünkü Tevrat’ın içersinde şu cümle var: “Beni İsrail, sen öyle yüce bir ırksın ki, Cenab-ı Allah’ı bile yendin” diyor. Haşa! “Cenab-ı Allah’ı bile yendin” diye bir saçma ifade olur mu?” E, var! Neden? Çünkü Hak kitap ortadan kalkmış, Kabala’yı getirip, Hak kitap diye ortaya koymuşlar. İster Kabala’yı incele, ister Tevrat’ı incele. Siyonizmin inancından bahsediyorum. Zihninden bahsediyorum. Böyle inanıyor. Adamın inancı bu. Tekrar ifade ediyorum: İnançlarının birinci ayağı: “Biz üstün ırkız” İkincisi: Bu gerçekleşecek. Üçüncüsü: Gerçekleşmesi için 3 şey yapacağız: Dağılmış olan Ben-i İsrail Yahudilerini Kudüs’te toplayacağız. Büyük İsrail’i yeniden kuracağız, güvenliğini sağlayacağız. Görmüyor musun, neler yapıyor Irkçı emperyalizmin tahribatı” diye konuştu.
Anadolu insanı inancı...
Siyonizmin kurmuş olduğu ekonomik sistem ile kendi milletinden olmayan kişileri de kendisi adına çalıştırmakta olduğunu söyleyen Erbakan, bu düşüncenin faiz sistemi ile dünya piyasalarını ele geçirdiğini ifade etti. Erbakan, Siyonistlerin bu düzeni gerçekleştirmek içinde Hıristiyanları kandırarak kullandıklarını söyledi. ABD’de ve Avrupa’da da farklı akımlar oluşturan Siyonizmin Evangelizm ve Protestanlığı ortaya çıkardığını anlatan Erbakan, Protestanlığın da faiz sistemini Hıristiyan dünyasına kabul ettirmek isteyenler tarafından ortaya atılan bir oluşum olduğuna dikkat çekti. 19 Haçlı Seferi’nin de bu amaçlar ile düzenlendiğini dile getiren Erbakan, Çanakkale Savaşı’nın da bu düşüncenin bir parçası olduğuna vurgu yaparak, “Kurtuluş Savaşı’ndan sonra da Sevr’i yine bizlere kabul ettirmek istediler ancak, Haym Naum doktrini ile Lozan Anlaşması kabul edildi. Bu doktrin ile de bunca yıl bekleyen Siyonist odaklar, bir 50 yıl daha beklemeyi göze alarak, Anadolu insanını aç, işsiz ve borç batağına batmış bir biçimde bırakarak inancından uzaklaştırmak istemektedir” dedi.
İşbirlikçilik maşası
Mevcut düzenin birçok alanda çürümeler gösterdiğine dikkat çeken Erbakan, düzen partilerinin ise halen göstermelik vaatler ile bu çürümüş sistemi güzel göstermeye çalıştığını söyledi. Mevcut sistem ile AKP’ye iktidar zemini hazırlayarak ırkçı-emperyalist zihniyetin dilediklerini yaptırdıklarını kaydeden Erbakan, “Şimdi, bu seçim sürecinde de yine AKP eliyle içerde ve küresel boyutta birçok planlarını yürürlüğe koyuyorlar. Bakınız, İsrail Lübnan’a saldırdı, sonrasında Türk askerini Lübnan’a gönderdiler. Oysa asıl sorun İsrail’den kaynaklanıyor. Niçin İsrail’e değil de Lübnan’a asker yerleştiriyor? Dikkat edin, 22 Temmuz’da şayet AKP kazanırsa Lübnan’daki asker Hizbullah’la çatışacak ve bu yolla Hizbullah’ın silahsızlandırılması gündeme gelecek. Bu yolla Türkiye de İsrail’e oyuncak edilecek. 22 Temmuz bu nedenle önemlidir. 22 Temmuz’da AKP’ye oy verildi mi Hizbullah’a saldırılacak ve İsrail sınırlarımıza dayanacak. Bu nedenle 22 Temmuz bir yönetim seçimi değil, bir var olma yok olma seçimidir. Şimdi bizler yeniden bir Çanakkale Savaşı veriyoruz. Geçmişte savaşlar ile şehitler vererek kovduğumuz düşmanlar şimdi taktik değiştirerek işbirlikçileri maşa olarak kullanarak ülkemizi işgal etmek istiyorlar” şeklinde konuştu.
Milleti narkozdan uyandırıyoruz
Erbakan, “Ellerindeki medya gücüyle bu milleti narkozluyorlar. Bunun acısı yarın çıkacak. Bizler Millî Görüşçüler olarak bu milleti, ‘bu televizyonlar, gazeteler, radyolar sana yalan söylüyorlar, kalk kendine gel’ diye uyarmaya mecburuz. Niçin aç ve aciz bırakılıyoruz? Bakınız, AKP atın binicisi değil, at yarışının spikeridir sadece. Korkuyorum, bizler tüm bu gerçekleri anlattıktan sonra bile AKP yöneticileri hâlâ uyanmayacak diye korkuyorum. Bu AKP’liler IMF’nin söylediklerini tekrarlamaktan başka bir şey yapmıyorlar.
AKP, ırkçı-emperyalizm tarafından işbaşına getirilmiştir. 5 yıldır Türkiye’nin yıkılması için kullanılıyorlar. Ancak onların bundan haberi yok. Bakınız, AKP’nin uyguladığı politikalar dolayısıyla 3 şey yaşadık. Birincisi ekonomi yıkımıdır. İkincisi manevi tahribat, üçüncüsü ise dış politika faciasıdır. Niçin bunlara oy verilmez? Çünkü onlar sadece iddiacıdır. Onlara hiçbir şey yaptırmazlar. Çünkü zincirle başkalarına bağlıdırlar. Biz Millî Görüş olarak bu oyunları birçok kez bozduk, gene bozacağız inşallah. Bakınız, biz siyaset değil, matematik yapıyoruz. Onların yönetiminde ise IMF tüm idareyi eline alıyor. Önce milleti saf dışı bırakıyorlar. AKP eliyle hazırladıkları bu sistemde AKP sadece muslukçu başıdır. Açtığı musluğun nereden gelip nereye aktığının bile farkında değildir. Millî irade devlet yönetiminden çıkarılarak millet Siyonistlerin eline teslim edilmek istenmektedir” dedi.
Seçime iki parti giriyor
IMF’nin kurmuş olduğu sistem ile üst kurullar oluşturulduğunu ifade eden Erbakan, böylelikle devlet içinde devlet kurulduğunu ve bu kurullarında hükümetten bağımsız ancak IMF bağlı olduğunu söyledi. Erbakan sözlerine şöyle devam etti: “Şimdi sizi kandırmaya çalışıyorlar. Ben sana 30 sene gerçekleri anlattıktan sonra 5 sene de AKP’nin ne olduğun anlatmadım mı? AKP’nin Siyonistlerle işbirlikçi yaptığını, söylemedim mi? Siyonizmin savurmasıyla oyları aldılar. İlk işleri Millî Görüş gömleğini çıkartmak oldu. Peki, bu gömleği çıkarıp ne yaptılar? ABD’deki Yahudi lobilerinde, Tayyo 2 gömleğini giydiler. AKP, IMF’nin muslukçu başı olarak, ırkçı emperyalizmin emri ile bu para musluğunu açıp kapamaktadır. 200 milyar dolar gibi çok büyük bir parayı, bu milletin parasını rantiyeye aktaran AKP, sembolik kömür yardımları ve benzeri uygulamalar ile soygun düzenini gizlemek istemektedir.
İnsanlar bankalara, bankalarda dış güçlere esir edilerek bu soygun düzeni daha da güçlendirilmek isteniyor. IMF’nin ırkçı emperyalizme hizmet etmek amacıyla gittiği ülkelere bazı dayatmalarda bulunduğuna dikkat çeken Erbakan, “Peki bu kadar anlatıyoruz ama neden Millî Görüş’e oy vereceksiniz? Vatan kurtulsun diye. Gelecek hafta oyu verirken kalp gözünüzü kullanın. Seçime 16 parti değil iki parti giriyor. Millî Görüş ve diğerleri. Diğer partilerin hepsi aynı. Saadet dışında hepsi işbirlikçi, ABD, AB, İsrail ve IMF’ci. Ne farkları var? Seçim meydanlarında bazı uçuk vaatler veriliyor. Sen bunları yapamazsın. IMF yaptırmaz. Bunlar ancak Millî Görüş’le olur. Sen bunu yapsan bile ne ifade eder. Sistem çürümüş, sen nelerle uğraşıyorsun. Faize ödenen paralar yeniden milletin cebine akıtılmadan bu düzen değişmez” ifadelerini kullandı.
Memura 1500 alacaksın desek şaşırır
Tarımda ve sanayide istihdamın yasaklanması, insanların işsiz ve aç bırakılması, yatırımların kısıtlanması, KDV’nin yüksek tutularak, enerji ve ham madde fiyatlarının artırılması, üretimin kotalarla kısıtlanarak üretim zararının normal karşılanır hale getirilmesi gibi uygulamaların Haym Naum Doktrini içinde yer aldığını söyleyen Erbakan, faiz ile üretimin kısıtlanmasının da IMF’nin amaçları arasında yer aldığına dikkat çekerek, “AKP, milli geliri artırdığını söylüyor. Ancak GSMH hesaplamasının içine faiz ödemelerini de ekleyerek bu hesabı yapıyor ve milleti kandırıyor. 400 milyar doların 256 milyar dolarının faize ödenmiştir. Bizler rantiyeden, faizden kestiğimizi milletimize verdik. Yine vereceğiz. Ancak bu AKP, milleti sömürmektedir” dedi. Refah Partisi döneminde bütçeye ek olarak lazım olan 100 milyar doları borç almadan ve ek vergi koymadan sağladıklarına vurgu yapan Erbakan, “Kitler zarar ediyordu, 2 milyar dolar kara geçirdik 7 milyar dolar kar ettirdik. Kaynak paketlerinden 4 milyar getirdik. Diğer fonlardan 13 milyar dolar getirdik. Memura yüzde 50 zam ile işe başladık. 6 ayda 30 milyar doları temin edince 100 alan memur 256 almaya başladı. Şimdi ise 500 lira alan memura bir hafta sonra 1500 alacaksın desek şaşırır” diye konuştu.
Milletin parası, cebinde kalacak
“Türkiye ekonomisi büyüyor deniliyor. Ekonomi büyüyorsa memur neden sadece yüzde 3 zam alıyor” diye Çağlayan Meydanı’nı dolduran kalabalığa soran Erbakan, “6 milyon işsiz var diyorsun. 15 milyon işsiz var. Türkiye’de 15 milyon aç var. 50 milyon fakir var. Buna mukabil 4 tane dolar milyarderini 26’ya çıkardın. 22 Temmuz’a gelindiğinde, Saadet iktidarıyla milletin cebiniz yeniden dolacak. Bizler rantiyeciden alıp halka vereceğiz. Onlar ise halktan alıp rantiyeciye veriyorlar. Merkez Bankası hazineden borç almayacak diyorlar. Bu ne demektir? Bu, rantiyeciden para alıp ona faiziyle geri vermek anlamına gelir. Bunlar her yıl 200 milyar doları rantiyeciye veriyorlar. Ey millet, nasıl olur da bu milletin yok oluşuna zemin hazırlayan bu soygun düzenine ortak olursunuz? Niçin bu rantiyecilerin peşine takılıyorsunuz? Bunlar bir soygun düzeni kurmuşlar sizler ise bunların peşinden gidiyorsunuz. Kullanılmadığı halde, Cumartesi ve Pazar günü için hazine rantiyeciden para alıyor ve Pazartesiye faiziyle geri ödüyor” diye konuştu.
Türkiye yolunacak tavuk değildir
“Şimdi ya ırkçı emperyalistlerin yanındasınız ya da Millî Görüş’ün” diyen Erbakan, “Bakınız, milli gelirin yarısını halktan alınan vergilerden oluşturdu AKP. Milli gelirin yüzde 43’ü vergilerden oluşur mu hiç? Alınan vergiler rantiyeciye devrediliyor. Millete sesleniyoruz: Harakiri yapma! Bakın, bunlar 70 milyon insandan aldıklarını 7 bin kişiye paylaştırıyorlar. Bu hükümet, bu süre içinde 550 milyar doları rantiyeci ile dışarıya akıtmıştır. AKP’nin bugün sokaklara astığı bayraklar, iflas etmiş bir tüccarın kokteyline benziyor. AKP’ye bir iyilik yapmak istiyorsanız onu iktidardan devirin. Çünkü kendi enkazının altından kalkamayacak. Bu borç ve faiz sistemi artık daha fazla devam edemez. Cari açık artık dayanılmaz boyutlara varmıştır. AKP, artık satacağı hiçbir şeyi kalmadığı için iflas etmiştir. Yabancı sermaye bize güvendiği için ülkemize geliyor diyorlar. Hayır! Onlar seni toy gördükleri, yolunacak tavuk olarak gördükleri için geliyorlar. İşsizlik oranı yüzde 9 diyorlar. Hayır! İşsizlik oranı yüzde 21,8’dir. AKP iktidarında tarım geliri yara indi. 2 milyon köylü şehirlerin varoşlarına göç etti, mahvoldu” değerlendirmesinde bulundu.
Çektiğiniz yetmiyor mu?
Çağlayan Meydanı’ndaki coşkulu kalabalığa seslenen Erbakan, “Ben bu konuşmalarımda iki kişiye hitap ediyorum. Köy kahvesinde oturan kasketli Ahmet efendiye sesleniyorum. Geçen seçimlerde beni dinlemedin dizini dövdün. Bu seçimlerde de aldanırsan dövecek dizin de kalmayacak. Bir de camiye giden sakallı Hüsnü’ye sesleniyorum. Kafasına koymuş yine AKP’ye oy verecek. Bu AKP domuz kredisi veriyor. İstemiyorum ama verdirttiriyorlar. Yarın ne yaptıracaklar haberin yok. AKP ‘Zina suç değildir’ diye yasa çıkarıyor. Sen nasıl camiye gidiyorsun. Şu sakalına bak. Deli misin sen? Saadet Partisi varken, sen hâlâ niye gözlerini yumuyorsun. Çektiğin yetmiyor mu? Seni ırkçı emperyalizm aldatıyor” diye konuştu.
Önce ahlak ve maneviyat
AKP’nin 3 Kasım 2002 seçimlerinde Millî Görüşçü sanıldığı için bu oyu aldığını söyleyen Erbakan, kendisinin isminin AKP’liler tarafından kullanılarak oy toplandığını hatırlatarak, “Böyle söyleyerek neden beni de kendi günahlarınıza ortak etmek istiyorsunuz” dedi. “Millî Görüş, üretim, ihracat ve emek seferberliği ile Allah’ın nimetlerini millete verecektir” diyen Erbakan, “AKP’ye oy vererek harakiri yapmayın. Oyunuzu kendinize verin. IMF size yardım etmez. Sizin yararınıza olan politikaları desteklemez. AKP, IMF’nin ortağıdır. IMF’ye kafa tutmak iman ister. AKP kireç suyu. Size süt diye kireç suyunu içiriyorlar. Süt dururken kireç suyu içilir mi? Saadet Partisi halis, muhlis süt. Televizyonda diyor ki, ikisi de bardakta, beyaz diyor, ikisi de İHL mezunu diyor. Bu ne yahu? Ne okumuş bu İHL. Gittin papazın önünde imza attın. AB’nin temeli Hıristiyanlık. İmzaladığın şeyde yazıyor. Avrupa’nın dinini benimseyeceksin. Milletin başörtüne gelince; ‘Bedelini ödeyemem’ diyor. 10 sene de gördün. Hangisi maneviyattan bahsediyorsa oyunu ona ver. Kim o? Saadet Partisi. Öbürlerinin maneviyatla alakası var mı? Yok. Maneviyat olmadan bir şey olmaz” dedi.
Yeni bir dünyanın kapıları aralanıyor
“Milletimiz bu uykudan uyanarak gerçekleri görmek zorundadır” diyen Erbakan, “Şimdi bu Çağlayan Meydanı’nı coşku ile dolduran kardeşlerime sesleniyorum. Yaklaşan seçim sürecinde ırkçı emperyalizm gerçekleri milletten saklamak istiyor. Millet ile gerçek gündem arasına bir perde çekilerek horoz dövüşü yapılmaktadır. Neden Hak dururken İsrail’e vilayet olmak isteniyor? Geçen seçimler öncesinde milletimizi uyardım. Ama dinlemediler, AKP’ye oy verdiler. Diğer siyasi partilerin hiç birisinin maneviyat ile hiçbir alakası yok. Maneviyat olmadan bir şey olmaz. Hangisi bunların faizci düzeni değiştireceğiz diyor. Hiçbirisi. Sadece Saadet Partisi diyor. Şuradan ne alsan yarısı Yahudi’ye gidiyor. Hacca gidiyorsun IATA’ya para veriyorsun. IATA Yahudi’nin. Dolarla dünyayı sömürüyorlar. Dünyanın düzeni bu. Biz 11 asır dünyanın efendisi idik. Bunlar maddi gücü ele geçirdi. Senin nefes alman mümkün değil. Bu düzen değişmedikçe, yeni bir dünya kurulmadıkça bu olmaz. Bu nedenle 22 Temmuz’da oylarımı Millî Görüş’ün tek temsilcisi olan Saadet Partisi’ne vererek yeni bir dünyanın kapılarını aralayacağız” diye konuştu.
“Milletin yüzü Millî Görüş’le güldü”
İstanbul’daki muhteşem kalabalığı Millî Görüş iktidarının müjdesi olarak nitelendiren Saadet Lideri Recai Kutan da Millî Görüş iktidarlarının geçmişte yaptıkları hizmetlere değindi. Kutan özellikle Millî Görüş Lideri Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında kurulan Refah-Yol Hükümeti’nin icraatlarından örnekler vererek, “Milletimizin yüzünün güldüğü tek dönem Millî Görüş iktidarları olmuştur. İnşallah bu meydan 22 Temmuz zaferini müjdelemektedir. Ve 23 Temmuz’da milletimizin yüzünü güldürmeye başlıyoruz” dedi. Saadet Partisi dışındaki bütün partilerin toplumdaki gerginlikten rant elde etme peşinde olduğunu kaydeden Kutan, CHP-AKP’nin eskiden beri oynanan 50 yıllık tiyatroyu yeniden sahnelemeye başladıklarının altını çizdi. Erdoğan’ın oylarınızı israf etmeyin açıklamasına atıfta bulunan Kutan, “Evet, Sayın Erdoğan doğru söylüyor. Oylarınızı AKP’ye verip israf etmeyin. Kendinize oy verin, yani Saadet Partisi’ne verin” diye konuştu. Bu kayıkçı kavgasının bilinçli bir şekilde oynandığını vurgulayan Kutan, insanların sağcı ise AKP’ye solcu ise CHP’ye yönlendirilmeye çalışıldığını vurguladı.
AKP’nin cumhurbaşkanlığı sürecinde izlediği politikaları sert şekilde eleştiren Recai Kutan, Erdoğan’ın iki gün önce gazetecilere ‘Yeni cumhurbaşkanı Meclis seçecek. Diğer siyasi partilere 2-3 alternatif isimle gideceğiz, uzlaşacağız’ açıklamasını değerlendiren Kutan, “O zaman adama sormazlar mı? Bundan evvel aynı yolu, metodu neden izlemediniz? Milleti neden gerginliğe sürüklediniz?” dedi.
AKP halkı perişan etti
Kutan, AKP’nin 5 yıllık iktidarı boyunca millete hizmet etmek yerine rantiyeye hizmet ettiğini vurguladı. Kutan, “AKP iktidarında tam 200 milyar dolar fazladan borç yapıldı. Nereye gitti bu para? Çiftçiye mi, işçiye mi, emekliye mi, memura mı? Hayır. Peki yatırım mı yaptılar? Hayır. O zaman nereye gitti? Nereye gidecek, faizciye gitti. 2003 yılında üç tane dolar milyarderi varken 2006’da 26 tane dolar milyarderi olmuş. Çünkü bunlar IMF politikalarıyla zengini daha zengin, fakiri de daha fakir yapmaktan başka bir iş yapmadı” diye konuştu. IMF politikaları nedeniyle Türkiye ekonomisinin tam bir soygun ekonomisi haline geldiğini anlatan Recai Kutan, düşük kur-yüksek faiz politikası ile doların değerinin sürekli aşağıda tutulduğunu böylece dışarıdan gelen dövize yüksek oranlarda faiz ödendiğini kaydetti. Türkiye’nin bu seçimde var olma ya da yok olmayı tercih edeceğini belirten Kutan, “Çare var, çözüm de var. Çare de, çözüm de Saadet Partisi’nde, Millî Görüş’tedir. 22 Temmuz, güzel bir fırsattır. Bir musibet bin nasihatten evladır. O musibet başımıza geldi. Geçen seçimde oylarınız rüzgâra kapılarak kuru yaprağa gitti. Ama inşallah bu seçimde rüzgâra kapılmayacak” ifadelerini kullandı. Saadet Partisi’nin IMF’ye karşı olan tek parti olduğunu vurgulayan Recai Kutan, Siyonist bir kuruluş olan IMF’nin kesinlikle Türkiye’nin ayağa kalkmasını istemediğini dile getirdi. AKP, CHP, MHP, DP başta olmak bütün partilerin IMF ile çalışmaya devam edeceklerini kaydeden Kutan, “Hepsi IMF’ci, hepsi AB’ci. IMF Türkiye’yi bir mezarlığa dönüştürmek istiyor. Neden? Çünkü bakın IMF, enflasyonun talebi kısarak sıfıra inmesini emrediyor” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, BOP’un eş başkanı
Konuşmasında dış politika faciasına da değinen Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, Türkiye’nin ateş çemberi içinde yer almasına rağmen AKP Hükümeti’nin Türkiye’yi parçalamak isteyenlerle, Ortadoğu’yu cehenneme çevirenlerle sarmaş dolaş olduğunu söyledi. AKP Hükümeti’nin Irak’ı işgal eden PKK’ya destek veren ABD’yi stratejik müttefik olarak tanımlamasını da eleştiren Kutan, “Büyük Ortadoğu Projesi diye bir proje var. Fas’tan Endonezya’ya kadar 22 ülkenin sınırlarını değiştirmeyi planlıyorlar. Bunun için Afganistan’ı işgal ettiler. Irak’ı işgal ettiler. Bunun Başkanı Bush. Peki, eş başkanı kim? Tayyip Erdoğan. Bunu kabul ediyor musunuz” diye Çağlayan Meydanı’nı dolduran kalabalığa sordu.
AKP’nin iktidarı boyunca halkın beklentilerinin hiçbirine karşılık veremediğini de hatırlatan Kutan, “Başörtüsü namus meselemiz demelerine rağmen hiçbir şey yapmadılar. ‘Bedel ödemeye hazır değiliz’ dediler. Bedel ödemeye hazır değil misiniz? O zaman çekin gidin, bedel ödemeye hazır olanlar gelirler” şeklinde konuştu.

milligazete.com

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı